Milli ve Yerli

BEYİN DONDURULUR MU?..

Sevdiğiniz birini kaybetmek ne acı. "Keşke geri dönse" dediğimiz onca kaybımız var hayatta. Peki ama bir anlamda, gerçekten geri dönebileceklerine ilişkin ufacık bir umudunuz olsa ne yapardınız? Dünyada gittikçe popülerleşen bir akıma göz atalım: Beyin dondurma...

BEYİN DONDURULUR MU?..
  • 10 Şubat 2019, Pazar 7:10

 

 

'Gitti cancağızım gitti'

'Gitti cancağızım gitti'

Aileden ya da yakınlardan birini kaybetmenin, onunla sonsuza kadar vedalaşmanın ne kadar acı bir şey olduğu herkesin mâlumu. "Ölüm dışında hiçbir şeye" 48 saatten fazla üzülmemesi gereken insan evladının içini ölümün yaktığı kadar pek de bir şey yakmıyor zaten. Size kayıplarınızı ve acılarınızı hatırlatmak değil derdim, bu acının bizi yönelttiklerine birlikte bakabilmek... Örneğin bazı insanların 'geri dönebilmesi' umuduyla sevdiklerinin beynini dondurduklarını biliyor muydunuz?.

Beyin mi ruh mu?

Beyin mi ruh mu?

Bilim ve inanışların karşı karşıya geldiği konulardan biri olan beyin-ruh tartışmasını biliyor musunuz?.

Beyinin hangi işlevleri yerine getirdiği, ruhun neye karşılık geldiği, ruhun tanımı gibi pek çok tartışmalı soruyu ele alan bu genişler genişi konu, kolay kolay atlanabilecek cinsten değil..

Biz bugünlük konuya inanç çerçevesinden değil de, bazı bilim insanlarının aktardığı yerden bakacağız. Ruhun ne olduğunu tartışmak haddime değil, gelişmelere bakalım istiyorum sadece..

Nörobilimciler ne diyor?

Nörobilimciler ne diyor?

Pek çok nörobilimciye göre, 'irade içinde' gerçekleştirildiği ifade edilen hareket ve davranışlar, esasen beynin içerisinde meydana gelen kimyasal ve nörolojik değişimlere dayanıyor. Bu görüşün yol açtığı bir 'özgür iradenin yokluğu' tartışması bile var. Bunların hepsi elbette üstüne makaleler, tezler yazılıp tartışılabilecek konular..

Fakat 'kimyasal hareketlenmeler' nedeniyle bir davranışa karar veren insan beyninin varlığını kabul edersek, o zaman beyni ölüm sonrasında uygun şartlarda koruyup daha sonra tekrar kullanabileceğimizi de kabul edebilir miyiz?.

İşte beyin dondurma fikri, tam olarak burada ortaya çıkıyor..

 

 

Beyin dondurulursa...

Beyin dondurulursa...

Dini inançlara bütünüyle ters düşse de, bilim insanları tarafından pratiği 1960'lı yıllarda başlatılan beyni (veya vücudu) dondurma işlemi, günümüzde popülerliğini artırdı..

Yalnızca ABD ve Rusya'da yapıldığını bildiğimiz bu işlemi yakınlarının bedeninde uygulatan kişiler şuna inanıyor: Bir gün hafızası başka bir ortama aktarıldığında (örneğin bir robot bedeni ya da beynine) bütün anılarıyla beraber bu kişi geri dönmüş olacak..

Beyin aktarılabilir mi?

Beyin aktarılabilir mi?

Elbette şu ana kadar, böyle bir şey pratik edilmiş değil. Henüz beyni dondurulduktan sonra geri döndürülme girişiminde bulunulmuş kimse yok. Fakat 50 yıldan uzun süredir dondurulmuş bir şekilde bekleyen insan bedenlerinin olduğunu da söylemeliyiz. Dondurulma işlemi kimyasal süreçlerle alakalı olduğu için bunu anlatıp kafa karıştırmaya gerek yok. Sadece, ölüm sonrası organların 'bozulmasını' (çürümesini) engelleyecek bir koşulda saklandıklarını söyleyebiliriz..

Beyindeki 'verilerin' tıpkı bir USB ya da CD'den aktarılır gibi başka ortama aktarılması fikri ise uçuk gelse de, bilim insanlarına göre denenmeyi hak eden bir ihtimal..

Neden popülerleşti, nereye gidiyor?

Neden popülerleşti, nereye gidiyor?

İnsanlar artık sevdiklerini kaybetmeye karşı daha da 'katlanamaz' bir ruh hali içerisinde. Bilime kaybettikleri kişilerin beyinlerini emanet edip daha sonra onlarla 'fâni dünyada' tekrar buluşmak istiyorlar..

Anton Zeldin isimli bir beyfendi, eşini trafik kazasında kaybettikten sonra bu işlemi uygulatmış eşinin beynine. 'Bir gün geri dönebilmesi' umuduyla elbette...

O olayın basına yansımasının ardından ise bu işleme olan ilgi, gittikçe büyümüş..

Bilim kurgu filmlerine gebe

 

Bilim kurgu filmlerine gebe

Daha önce de hakkında Vanilla Sky ve Forever Young gibi pek çok filmin çekildiği bedeni dondurma işlemi hakkında taleplerin artmasıyla daha fazla film çekileceğini, kitap yazılacağını düşünmek mümkün..

İnsanlar sonucunda ne olacaklarını bilmedikleri ihtimalleri sever, onlara bir şans verir. Umut da böyle doğar. Yeniden buluşma, yeniden görüşme, yeniden karşılaşma umudu da umutların en büyüğü elbet...

 

 

 

MİLLİYET

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor
ANKET

TÜRKİYE'YE KARŞI BİR DIŞ MÜDAHALE VAR MI?.

NAMAZ VAKİTLERİ
BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık