TRENDYOL..
TRENDYOL..

Milli ve Yerli Haber Sitesi


  • 23 Eylül 2017, Cumartesi 20:00
İbrahimKutlay

İbrahim Kutlay

Musul-Kerkük ve asırlardır alet edildiğimiz kirli oyun!.

30 Ekim 1918 yılına kadar resmi topraklarımızdı Musul, Mütakere yıllarında da hangi devlet hangi topraklar üzerindeyse o topraklar o devletin sınırları olarak kabul ediliyordu, ancak İngilizler 3 Kasım 1918 tarihinde Mütakere'ye rağmen Musul'u işgâl etmek için bir harekât düzenlediler ve Musul'u işgâl ettiler!.

8 Kasım 1918 tarihine gelindiğinde ise İngiltere Ankara'ya sert bir nota göndererek Musul'u derhal boşaltmamızı istediler!.

Sizin anlayacağınız; İngilizler Mondoros Ateşkes Anlaşmasında olduğu gibi bir kez daha çakallık yaparak iletişim zayıflığından yararlanıp Ankara'ya yolladıkları notayı Musul'daki birliklerin başında olan Cafer Tayyar Paşa'ya da ileterek emir komuta zincirini askıya aldıktan sonra gizli planlarını devreye soktular ve Musul'u kaybettik!.

Cafer Tayyar Paşa, Mustafa Kemâl tarafından Ankara'dan yollanan "Musul'u Derhal Boşalt" telgraflarına defalarca rest çekip "Kellemi Veririm ama Musul'u Vermem" desede ülkesi tarafından yalnız bırakılacağını anlayınca emrindeki yüzlerce askerin günahına girmemek için bu emre uymak zorunda kaldı!.

Sonrası malumunuz, yine İngilizlerin çakallıklarıyla hazırlanmış ve tıpkı 8 yıl önce olduğu gibi Türkiye'nin tuzağa düşürüldüğü o meşhur 1926 Ankara Anlaşması yapıldı!.

Ankara Anlaşmasının maddeleri de aynen şöyleydi: Türkiye "Musul'un Toprak Bütünlüğü Sağlanması Şartıyla" İlgili Bölgenin Irak'a Ait Olduğunu Kabul Etti!. "Otorite Boşluğundan Kaynaklanan Kaos Ortamı"nın, Türkiye'nin Musul ve Kerkük'e Girebilmesine Meşru Zemin Oluşturacağına Karar Verildi!.

Ya sonra!.

İsviçre'de kurulan o düzmece Lozan Masasında koca memleketimize kara bir zoka gibi yutturulan ve halâ ceremesini çekmeye devam etmek zorunda olduğumuz ama bazı gerizekâlılara göre günümüz aklıyla bile "Zafer" olarak nitelendirilen Lozan Barış Antlaşması!.

Musul ve Kerkük konusunda düştüğümüz 3 tuzakta da işin başını her zaman olduğu gibi İngilizler çekmiş, biz de aval aval İngilizlerin maddelerini kabul edip altınada yakışıklı imzalarımızı atarak bu tuzağın bir parçası olduk bir asır boyunca!.

Aradan uzun yıllar geçti ve İngilizlerin son oyunu olan Lozan Kumpası'nın da son raddelerini yaşadığımız şu yıllarda yine Musul ve Kerkük Meselesi baş göstermeye başladı!.

Meseleyi en sert biçimde ifade eden Özal zehirlenerek öldürülürken, Erbakan İrtica dedikodularıyla kendi emri altındaki askerlerin karşısında boncuk boncuk terletilerek Musul ve Kerkük Meselesine el bile atamadan derdest edildi!.

İngilizler bir taraftan Türkiye'yi askeri darbelerle kuşatırken diğer taraftan da Amerika'yı maşa olarak kullanıp Musul Kerkük bölgesinde oluşturduğu Çapulcu takımlarıyla hem milyar dolarlık silah ve uyuşturucu ticaretiyle kasasını dolduruyordu hemde oluşturduğu Çapulcu takımına verdiği desteklerle sınırdışı terör müdahalelerinde bulunup etrafımızda ne dolaplar döndüğünü görmemize bile fırsat vermiyordu!.

Abdulhamid Han Hazretlerine "Kızıl Sultan" lakabı takıp 1 milyon 200 bin KM2'lik topraklarımızı bölmeyi ilk hedef olarak şeçen İngilizler, bu emellerine ulaştıktan sonra yeraltı kaynaklarımıza çöreklenmeyi kendilerine ikinci hedef olarak seçmişlerdi!.

Abdulhamid Han'ın intikamını almaya and içen Menderes ve arkadaşlarını da İsmet İnönü'yü maşa olarak kullanıp astırmayı başardıktan sonra "Koalisyon-Kaos-Darbe" çalışmalarıyla Türkiye üzerindeki oyunlarını Recep Tayyip Erdoğan duvarına toslayana kadar kurnazlıkla devam ettirdiler!.

Önce Mısır'daki Arap Baharı furyasıyla Ortadoğu'yu cehenneme çevirmeyi ardından da ellerine geçirdikleri Türkiye'yi Ortadoğu ile Avrupa arasında köprü olarak kullanmayı planlıyorlardı ama Erdoğan'ın Suriye'ye müdahale edeceğini ve Mısır'da yaktıkları ateşin Suriye üzerinden Türkiye'ye sıçramasına Erdoğan'ın engel olacağını hesap edemediler!.

Rusya ile yaşadığımız uçak krizi, İran ile restleşmelerimiz ve Kandil kadrosunun Irak ve Suriye üzerinden savurduğu tehditler yerinde midahalelerle ve iyi izlenen müzakerelerle aşılmasaydı eğer bugün tamda İngilizlerin ekmeğine sürülen yağ biz olacaktık!.

Fırat Kalkanı Harekâtı Ortadoğu'ya belki de tarihimizde yapılan zamanlaması en iyi müdahale oldu!.

Oluşturduğumuz tampon bölge, ABD'nin kirli oyunlarını ortadan ikiye bölen ve işlevsiz kılan yerinde bir midahaleydi ve 15 Temmuz sonrası TSK'daki çürük elmaları ayıklamış olmamız sınır ötesi harekât durumunda bir ihanet zaafiyetine düşmememizdeki en önemli kararlardan biriydi!.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 12 saatlik yorucu uçak yolculuğunun ardından dün ayağının tozuyla düzenlediği 3 saat 10 dakikalık MGK toplantısı ve ardından Bakanlar Kurulu'nu toplayarak yaptığı istişareler durumun ciddiyetini ve gerekliliğini ziyadesiyle ortaya koyuyor!.

Her ne kadar tipik muhaliflerimiz Irak'taki meşru topraklarımızı geri almamıza "ülke güvenliği sıkıntıya girebilir" kılıfı uydurarak karşı çıkıyor gibi görünsede, içlerindeki Türkiye düşmanlıklarını dışa vurmamaya özen göstererek aslında yüklendikleri misyon ve aldıkları emir gereği kendilerine verilen talimatları yerine getiriyorlar!.

Bu gerizekâlılar son 40 yıldır ülke güvenliğinin zaten tehlikede olduğunu, Kuzey Irak'tan yapılan terör saldırıları yüzünden binlerce Şehid verdiğimizi ve trilyonlarca paramızı terör belâsına harcadığımızı bilmelerine rağmen bu bahaneniyi öne sürüyorlar!.

İsrail'in açıktan desteklediği, AB ülkelerinin ve Amerika'nın karşı çıkıyormuş gibi görünüp saman altından su yürüttüğü bu Musul ve Kerkük meselesi nasıl ki 100 yıldır bizim için sadece bir sorundan ibaret olduysa bundan sonra da karşımıza aynı sorun olarak çıkacağı aşikârken aksi bir tez ortaya atmak sadece aptallık!.

Kuzey Kıbrıs'ın Rumlardan alındığı zamanı hatırlayın lütfen!.

Dönemin Başbakanı Ecevit'in kahraman olarak gösterildiği 1974 Kıbrıs Harbi, Necmettin Erbakan olmasaydı hezimetle sonuçlanacaktı ve eğer Ecevit gelen talimatla operasyon başlar başlamaz çekilseydi ve Erbakan'ın ısrarıyla harbe devam edilmeseydi bugün Kuzey Kıbrıs'a da Musul ve Kerkük gibi sadece uzaktan bakacaktık!.

Kİ; Necmettin Erbakan eğer Başbakan yardımcısı olmasaydı da o dömende Başbakanlık koltuğunda oturmuş olsaydı Kuzey ve Güney olmak üzere Kıbrıs'ın tamamını alacaktı!.

Bugün yaşadığımız siyasi gerginliklere bakıldığı zaman yine o dönemin gerginliklerini birebir yaşıyoruz!.

Sol kafa yine kabuğuna çekilip kaderine razı olma durumunda, iktidar partisi yine 100 yıl sonrasının hesaplarıyla sınır güvenliği konularını halletme derdinde!.

Barzani 25 Eylül'de referandumu yapar veya yapmaz, bunun çok önemi yok aslında!.

Bizim için önemli olan üzerimizdeki gavur esaretinden kurtulup Musul ve Kerkük'ü geri alarak bize ait olan coğrafyada oyun oynayanlara hadlerini bildirmek!.

Ayağımızdaki prangalardan kurtulmak için bu bizim son şansımız!.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
BASINDA BUGÜN
TÜM GAZETELER
yukarı çık